Bilal Erdoğan: Öğretmenlerin birçoğu sadece memur olmak için öğretmen oluyor

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, öğretmenliğin teşvik edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Uşak Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde düzenlenen ÖNDER 20. İmam Hatipliler Kurultayı’nda konuşan Bilal Erdoğan, öğretmenlere eleştiriler yapıp öğretmen yetiştirmede yeni öneriler getirdi.

Eğitimin çok yönlü bir hadise olduğunu vurgulayan Bilal Erdoğan, bu konuda sorumluluğun, bir yönüyle öğretmen ve idarecilerde olduğunu belirterek, “Her ne kadar kapitalist düzen bize, ‘Anahtar teslim; parasını verirsin, çocuğun eğitimini istediğin şekilde okuldan alırsın.’ tarzı bir kurgu sunmuşsa da esasen elbette ki veli, çocuğun ailesi de bu eğitimin çok önemli bir tarafıdır.” ifadesini kullandı.

Türkiye’de 1 milyon 100 binin üzerinde devlette çalışan öğretmen olduğunu belirten Bilal Erdoğan, öğretmenleri motive etme ve güçlendirme konusunun ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye’de öğretmen belirleme sisteminin “ideal meslek” kurgusuna göre değil memuriyet sistemine göre yapıldığını aktaran Erdoğan şöyle devam etti:

Türkiye’de kimse iddia edemez ki ancak idealist insanlar öğretmen oluyor. Böyle bir iddiası olan varsa tartışabiliriz tabii ama birçoğu memur olmak için öğretmen oluyor. Velhasıl kelam, ‘Ben ideal meslek olarak öğretmenliğe girdim.’ diyerek gelenlerle bu öğretmenlik mesleği kurgulanmıyorsa Türkiye’de, o zaman bu gelen arkadaşlarımızı biz nasıl değerli hissettirebiliriz, yaptıkları işin önemine nasıl vakıf hale getirebiliriz, nasıl motive edebiliriz, buna kafa yormamız lazım ve bu şu anda eğitimde en hızlı sonuç alabileceğimiz ve sivil toplum olarak boynumuzun borcu olan bir çalışma sistematiği diye düşünüyorum. Gelin hep birlikte bizler imam hatip mezunu dernekleri olarak, imam hatipliler olarak kendi okullarımızdaki öğretmenlere kıymet vermeyi tercih edelim.”

Sisteme dahil olan idealist öğretmenin bile 3 yıl sonra “Niye uğraşıyorum?” diyeceğini aktaran Erdoğan şunları kaydetti: “Ben olsam ben kendime güvenemem. ‘Niye uğraşıyorum?’. ‘Daha başarılı oldum diye birisi beni mükafatlandıracak mı?’, ‘Daha başarılı oldum diye bana bir kuruş fazla bir şey mi verilecek?’ Var mı böyle bir şey öğretmenlikte? Yok. Başlıyorsun, emekliliğe kadar gidiyorsunuz.

Yani dolayısıyla bir de bir tarafta yan gelip yatan çok fazla gayret göstermeyen birkaç öğretmen arkadaşını görürsen o da seni de demotive ediyor, ‘Ben niye uğraşıyorum’ diyorsun. Böyle bir ortamda bizim o zaman bu işin destekçileri, gönüllüleri olarak bu öğretmen arkadaşlarımızı yermek yerine, kınamak yerine, karşımıza almak yerine, yanımıza almanın, arkasında durmanın, desteklemenin mücadelesini verirsek, moral-motivasyon verecek çalışmaları güdebilirsek o zaman onun neticesini biz bir öğretmenle onun o gün sınıfındaki 30-40 öğrencide gerçekleştirmiş, başarmış oluruz.”

Öğretmenlerin motivasyonun artıracak çalışmaların hızlı şekilde dönüşü olacağına inandığını belirten Erdoğan, “Bugün mevcut öğretmenlerimizi motive edelim; peki ’10 yıl sonra, 20 yıl sonra daha iyi bir öğretmen kadrosuna nasıl sahip olabiliriz’ diyorsak o zaman çocuklarımız öğretmen yapacağız. O zaman en başarılı çocuklarımızı, öğretmen olmaya teşvik edeceğiz.” dedi.

“Öğretmen olmak isteyen var mı?” şeklinde anaokulu ve ilkokullarda soru yöneltildiğinde, çocukların çoğunluğunun el kaldırdığını ifade eden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ortaokulda sorun aynı soruyu, azalıyor. Lisede sorun, neredeyse el kaldıran göremiyorsunuz. Özellikle başarılı okullarda bu tablo daha da kötü. Bunu biraz daha kurcaladığımız zaman, öğretmeninden şikayet eden öğrenci, öğrencisinden şikayet eden öğretmenlerle karşılaşıyorsunuz. Dolayısıyla eğer biz Türkiye’nin geleceğini kuracak olan bu çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimiz en nirengi noktadaysa eğer, o zaman göz bebeğimiz çocuklarımızı çok seviyorsak, çok başarılı olduklarını düşünüyorsak, çok büyük işler yapsınlar istiyorsak, kendi çocuklarımızı eğitime, öğretmenliğe yönlendirelim, akademisyen olmaya yönlendirelim. Okul öncesinde, ilkokulda ya ortaokulda, lisede, ya üniversite koridorlarında nesil yetiştirmek isteyen neferleri acaba motive edebiliyor muyuz? Biraz daha orta ve uzun vadede bunun hesabını yapmamız gerektiğini düşünüyorum.”

En başarılı imam hatiplerde, başarılı öğrencilerin çoğunlukla mühendislik ya da tıp eğitimi almak istediğini kaydeden Bilal Erdoğan, “Hani eğitim fakültesine giden, hani öğretmen olmak isteyen, hani ilahiyat fakültesine giden?” diye sordu. Kartal İmam Hatip Lisesinde ilahiyat fakültesine ve sosyal bilimler alanındaki diğer bölümlere gitmesi için öğrencileri teşvik ettiklerini belirten Erdoğan şöyle konuştu:

“Bugün bizim boğuştuğumuz meselelerle boğuşacak olanlar fikredenler, sosyal bilimciler, kanaat önderleri, toplumun önünde yürüyen insanlar, yazdıklarıyla çizdikleriyle konuştuklarıyla kitlelere ilham veren insanlar, bu insanları tıp fakülteleri, mühendislik fakülteleri yetiştirsin gönül arzu ediyor ama istisna. Dolayısıyla toplumun meselelerine kafa yoracak, özellikle İslami ilimleri 21. yüzyılda yeniden yüceltecek fikir insanlarını yetiştirmek istiyorsak, bu parlak çocuklarımızın özellikle ilahiyat fakültelerimize, sosyal bilimlere yönlenmesini sağlayacak öğretmenlere ihtiyacımız var.”

admin

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *